Olmak Ya Da Olmamak - To Be or Not to Be (1942) Filmi İzle (Fragman)

İkinci Dünya Savaşı döneminde Alman işgali altında bulunan Polonya'da yaşam, Nazi'lere karşı olan herkes için oldukça zordur. Polonya'nın Nazi'lere direnişine çok ciddi şekilde zarar verebilecek bir casusun Alman'lara bilgi ulaştırmadan bir an evvel engellenmesi gerekmektedir. Joseph Tura ve karısı Maria'nın başını çektiği bir grup tiyatro oyuncusu, Nazi'lerle amansız bir mücadeleye girişirler. Baskıcı rejimlerin sanata karşı müdahaleci tavrını başarılı bir şekilde anlatan film, Ernst Lubitsch imzalı. Filmin savaşın tüm vahşetiyle devam ettiği yıllarda çekildiğinin altını çizmeyi de unutmayalım.
8.2/10 (61 )
1970-01-01 01:00:01 MrBoto
Yorum Yapın / Bilgi Verin

Detaylar

Ernst Lubitsch'in 1942 yapımı To Be or Not to Be filmi, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Polonya'da geçen bir kara komedidir. Film, bir tiyatro topluluğunun, Nazilere karşı direniş hareketine destek olmak amacıyla gerçekleştirdiği tehlikeli ve komik maceraları konu alır. Lubitsch, bu eserinde mizah ve dramı ustalıkla harmanlayarak, savaşın trajedisini ve insan ruhunun direncini derinlemesine işler.

Konusu

Film, Varşova'da faaliyet gösteren bir tiyatro topluluğunun etrafında şekillenir. Topluluğun başrol oyuncusu Joseph Tura ve eşi Maria Tura, sahnede Hamlet'in ünlü To be or not to be monoloğunu sergilerken, seyirciler arasında genç bir pilot olan Stanislav Sobinski bulunmaktadır. Sobinski, Maria'ya hayranlık duymakta ve her monolog sırasında kulise giderek onunla görüşmektedir.

Nazilerin Polonya'yı işgaliyle birlikte, tiyatro topluluğunun hayatı altüst olur. Sobinski, İngiltere'ye kaçarak Polonya direnişine katılır. Burada, Gestapo ajanı olarak bilinen Profesör Siletsky'nin Polonya'daki direniş üyelerinin isimlerini Nazilere ileteceğini öğrenir. Sobinski, bu bilgiyi Varşova'ya ulaştırmak için geri döner ve Tura çiftinden yardım ister.

Joseph ve Maria Tura, tiyatro yeteneklerini kullanarak Siletsky'yi durdurmaya karar verirler. Joseph, Gestapo subayı kılığına girerek Siletsky ile buluşur ve onu sorgular. Ancak Siletsky, Maria'nın gerçek kimliğini öğrenince işler karmaşıklaşır. Maria, Siletsky'yi baştan çıkararak onun güvenini kazanır ve önemli belgeleri ele geçirir.

Tiyatro topluluğu, Nazileri kandırmak için sahte Gestapo karargahı kurar ve Joseph, Hitler kılığına girerek subayları manipüle eder. Bu sayede, Siletsky'nin planlarını bozarlar ve direniş üyelerinin isimlerinin ifşa edilmesini engellerler. Ancak, gerçek Gestapo subayları durumu fark edince, topluluk tehlikeli bir kaçış planı yapmak zorunda kalır.

Sonunda, tiyatro topluluğu ve Sobinski, Nazilerin elinden kaçarak İngiltere'ye ulaşır. Joseph ve Maria Tura, sahnede ve gerçek hayatta sergiledikleri cesaret ve yaratıcılıkla, hem kendi hayatlarını hem de direniş hareketini kurtarmayı başarırlar.

Tematik Çözümleme

  • Sanat ve Direniş: Film, sanatın baskıcı rejimlere karşı bir direniş aracı olarak kullanılabileceğini gösterir. Tiyatro topluluğu, oyunculuk yetenekleri sayesinde Nazilere karşı koyar ve direnişe destek olur. Bu tema, sanatın toplumsal ve politik etkisini vurgular. Lubitsch, mizah ve performansın, zalimlik ve baskıya karşı güçlü bir silah olabileceğini gösterir.

  • Kimlik ve Rol Yapma: Karakterlerin farklı kimliklere bürünerek hayatta kalma çabaları, kimlik ve rol yapma temalarını ön plana çıkarır. Joseph Tura'nın Gestapo subayı veya Hitler kılığına girmesi, gerçek ve sahte kimliklerin iç içe geçtiği bir anlatı sunar. Bu durum, bireylerin zor zamanlarda farklı rollere adapte olma yeteneğini gösterir. Ayrıca, tiyatro sahnesindeki rol yapma ile gerçek hayattaki rol yapma arasındaki çizginin nasıl bulanıklaştığını da ortaya koyar.

  • Mizah ve Trajedi: Lubitsch, savaşın trajedisini mizahi bir dille anlatır. Nazilerin işgali altındaki Polonya'da geçen hikaye, kara mizah unsurlarıyla bezenmiştir. Bu yaklaşım, izleyicinin savaşın dehşetini farklı bir perspektiften görmesini sağlar. Mizah, trajedinin etkisini azaltmaz; aksine, onun altını çizer ve insan ruhunun direncini gösterir. Bu denge, filmin duygusal derinliğini artırır ve izleyiciyi düşündürür.

  • Cesaret ve Fedakarlık: Karakterlerin, özellikle Tura çiftinin, hayatlarını riske atarak direnişe destek olmaları, cesaret ve fedakarlık temalarını işler. Kendi güvenliklerini hiçe sayarak başkalarını koruma çabaları, insan ruhunun en asil yönlerini yansıtır. Bu fedakarlıklar, savaşın zorluklarına rağmen insanlığın iyilik ve dayanışma kapasitesini gösterir. Ayrıca, bireysel cesaretin toplumsal değişimdeki rolünü de vurgular.

  • Propaganda ve Gerçeklik: Film, Nazilerin propaganda yöntemlerini ve gerçekliği nasıl çarpıttıklarını ele alır. Tiyatro topluluğunun sahte Gestapo karargahı kurması, propaganda ve manipülasyonun nasıl çalıştığını gösterir. Bu tema, izleyiciyi medyanın ve propagandanın gücü üzerine düşünmeye sevk eder. Ayrıca, gerçek ile yalan arasındaki farkın nasıl bulanıklaşabileceğini de ortaya koyar.

  • Aşk ve Sadakat: Maria ve Joseph Tura arasındaki ilişki, aşk ve sadakat temalarını güçlü bir şekilde işler. İkili, zorlu koşullar altında birbirlerine olan güvenlerini ve bağlılıklarını koruyarak birlikte hareket ederler. Filmdeki romantik ilişkiler, kahramanların bu zorlu süreçteki dayanışmalarını ve sadakatlerini simgeler. Bu tema, savaşın insani yönlerini, duygusal bağların ne kadar güçlü olabileceğini ve insanların birbirlerine olan bağlılıklarının nasıl hayatta kalmalarına yardımcı olduğunu gösterir.

  • Korku ve Cesaretin Birlikteliği: Filmde, korku ve cesaret arasındaki ince çizgiye dikkat çekilir. Karakterler, hayatlarını tehlikeye atarak Nazi rejimiyle mücadele ederken, aynı zamanda büyük bir korku da duyarlar. Lubitsch, bu iki zıt duygunun bir arada var olabileceğini ve insanların korkularına rağmen cesurca hareket edebileceğini gösterir. Bu tema, savaşın getirdiği psikolojik baskıyı ve insanın kendini aşma gücünü anlatır.

  • Güçlü Kadın Karakterler: Maria Tura karakteri, filmin güçlü kadın karakterlerinden biridir ve bu, kadınların savaşta ve toplumda oynadığı önemli rolü vurgular. Maria, sadece güzel ve çekici bir kadın değil, aynı zamanda cesur, zeki ve stratejik bir direnişçi olarak öne çıkar. Bu, dönemin tipik kadın rollerinin ötesine geçerek, kadının savaş dönemindeki güçlü duruşunu simgeler. Lubitsch, bu güçlü kadın figürünü, izleyicilere toplumsal cinsiyetin ve kadınların kahramanlık kapasitesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ima eder.

  • Sahte Kimlikler ve Toplumsal Hile: Filmdeki karakterler, hayatta kalabilmek için sahte kimlikler oluşturur ve toplumun bu sahte kimlikler üzerinden işlediğini gösterir. Joseph'in Hitler ve Gestapo subayı gibi kimliklere bürünmesi, insanların toplumda kabul görmek için bazen ne kadar büyük fedakarlıklara girebileceğini ve farklı kimliklere bürünmenin zorluklarını anlatır. Lubitsch, bu temayı, insanların içinde bulundukları şartlar doğrultusunda kimliklerini şekillendirerek hayatta kalmaya çalıştıklarını sorgulayan bir bakış açısıyla ele alır.

Box Office Bilgisi ve Ödüller

To Be or Not to Be 1942 yılında vizyona girdiğinde, ticari anlamda büyük bir başarı elde etmemiştir. Ancak zamanla, sinema tarihinin en önemli kara komedi örneklerinden biri haline gelmiştir. Film, özellikle Nazi Almanyası'na karşı yapılan mizahi eleştiriler nedeniyle sinema tarihçilerinin ve eleştirmenlerinin ilgisini çekmiştir. Bugün, Lubitsch'in sinema kariyerindeki en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Film Eleştirisi Örnekleri

The New York Times eleştirmeni, filmi cesur ve zekice yazılmış bir komedi olarak nitelendirmiştir. Eleştirmen, Lubitsch’in mizahi diliyle savaşın trajedisini nasıl ustaca harmanladığını övmüştür. Filmin oyunculukları ve özellikle Jack Benny’nin başrol performansı hakkında olumlu yorumlar yapılmıştır.

The Guardian ise, To Be or Not to Beyi, mizahın ve politik eleştirinin kusursuz birleşimi olarak tanımlamıştır. Eleştirmen, filmin savaş zamanında yapılmış olmasına rağmen, bu kadar ince zekâ ve mizah içerdiğini vurgulamış ve Lubitsch’in sinema dilinin gücüne dikkat çekmiştir. Filmin dönemin ideolojik bağlamına rağmen nasıl evrensel bir etki yarattığını belirtmiştir.


Ernst Lubitsch'in To Be or Not to Be filmi, savaşın korkunç gerçekliğini mizahi bir dille ele alarak sinemanın gücünü ve güldürme yeteneğini sergileyen önemli bir eserdir. Film, kara komedi türünde eşsiz bir örnek teşkil ederken, savaşın en karanlık dönemlerinde bile insan ruhunun hayatta kalma ve direniş arayışını vurgular. Lubitsch, mizahın gücünü kullanarak, hem toplumsal eleştiriyi hem de insanın ruhsal direncini aynı potada eritmiştir. To Be or Not to Be, sadece bir komedi değil, aynı zamanda savaşın korkunçluğunu ve insanlık durumunu derinlemesine sorgulayan bir başyapıttır.

To Be or Not to Be (1942) Poster

To Be or Not to Be (1942) izle
×

× Şikayet Konusu:


×
Yorum


alıcı:konu: mesaj:
Tek Tuşla Bağlan...×