The Music Room (1958) Filmi İzle (Fragman)
Satyajit Ray, yoksul bir Bengalli köylünün çocukluktan yetişkinliğe kadar olan yaşamını üç film halinde anlatan Apu üçlemesiyle ünlüdür daha çok. Bu filmler, yalnızca Bollywood müzikallerinin düşsel ve tuhaf rüntülerine aşina olan dünyayı Hindistan sanat sinemasıyla tanıştırdı. Ray farklı bir Hindistan’ı, geleneksel köy yaşamını, kıtlığın, kuraklığın ve yoksulluğun kırıp geçirdiği yaşamları ortaya seriyordu. Büyük ölçüde İtalyan yeni gerçekçiliğinin etkisinde kalan Ray’ın güzel ve dokunaklı filmleri, manevi ve toplumsal adaletsizlikleri irdeleme arayışındaydı. Taşrada, çok başarılı biçimde çekilmiş olan bu filmler, Hindistan yaşamının gerçek ve güvenilir belgeleri olmak için her türlü çabayı steriyordu. Ne var ki Jalsaghar’da (Müzik Odası) Ray’ın tarzı ve amaçları değişiklik sterir. Bu karamsar, değişik atmosferlere keskin geçişler yapan, hüzünlü film, Apu üçlemesinin ya da Ashani Sanket’in (Uzaktaki k Gürültüsü, 1973) Ray’ını bekleyenlere büyük bir sürpriz olacaktır. Ray, bu hüner sterisiyle, özellikle "Üçüncü Dünya" ülkeleri bağlamındaki tipik ulusal sinema anlayışımızın ötesine geçer. Jalsaghar, gücünü yitirmekte olan bir Lordun, "Huzur" Roy’un, 1920’lerde geçen Çehov tarzı öyküsünü anlatıyor. Karakteri, Ray’ın en zde aktörlerinden Chhabi Biswas, hüzünlü bir çekicilik ve etkileyici bir asaletle canlandırıyor. Roy’un gücü ve serveti yavaş yavaş tükenmiş ve geriye hiçbir şey kalmamıştır. Sarayı harabeye dönmüş, hizmetkârlarının sayısı gittikçe azalmıştır ve yaşlı adam günlerini çatısında oturup geçmişteki rkemli zamanların hayaline dalarak geçirir. Kıraç bir manzaraya bakarak oturup durur. Mahim Ganguly (Gangapada Basu), artan gücüne ve yükselen statüsüne uygun düşen materyalist bir anlayışa sahip bir tefecidir. Ganguly, Roy’un yitirdiği şeylerin temsilcisidir ve onun varlığını tehdit eder. Ganguly bir konsere ev sahipliği yapacağını ilan ettiğinde, Roy da eskiyle yeniyi son bir yüzleşmede karşı karşıya getirmek üzere aynı gece bir konser düzenlemeye karar verir. Roy’un sterişli müzik odası onun en büyük tutkusudur, bir geriye dönüş sahnesiyle eski refah günlerinde odada verilen konserler sterilir. Bu son konser her ne kadar Roy’un hazinesini tamamen silip süpürecek olsa da onun son soylu davranışı olacaktır. Bu, onun için bir zamanlar alışkın olduğu gibi yaşama ve kaçınılmaz sonunu, son bir müzik ve güzellik gecesi boyunca uzak tutmak İçin bir fırsattır. Filmin çöküş ve melankoli atmosferi insanda neredeyse sarhoş edici bir etki yapıyor ve buna bağlı bir iyimserliğe yol açıyor. Roy’un yaşamının artık sonuna geldiğini içten içe hissediyor, yine de tıpkı onun gibi, olanaksız olduğunu bile bile bu yaşamın sona ermemesini umut ediyoruz. Ray’ın yeni gerçekçi filmlerini karakterize eden, zamanın ve mekânın yakın zlemi ve özenli kurgusal yeniden yaratımı, bu filmde çok iyi sonuç veriyor ama daha dışavurumcu sonuçlara ulaşıyor. Sarayı bitkiler ve böcekler ele geçirirken, geride kalan iki uşağın da mücadelelerini kaybetmekte olduklarını rüyor, Roy’un yukarıdan baktığı çıplak düzlükte sürünerek ölüşüne tanık oluyoruz. Bu filmde yeni fikirleri ve teknikleri keşfe çıkan Satyajit Ray’ın tarzının daha da gelişmesini izlemek çok etkileyici. Jalsaghar, duyusal bir zevk kaynağı ve dünya sinemasının olmazsa olmaz başyapıtlarından biri.